Ekmeğini yediğim yollar bitmedi bir türlü
gittim, gittim, ulaştım sonunda
bitmez sandın değil mi ulaşamaz sandın ulaştım
şimdi yıllar pelerin giymiş
altını dolduruyor acılar
uçuyorum
bilmem ben nereye kadar uçarım
bilmem hangi sahipsiz topraklara düşer bedenim
beni bulur kırlarda oynayan çocuklar
alır koyar heybesine
o heybe ki sahipsiz neyi görse alır içine
o sahipsizlik ki hiç bitmez
Hangi rüzgar attı beni bilmiyorum
çünkü ben rüzgarı atmış olabilirim
sahi geçmişime hangi rüzgarı attım
esiyor yüzüme nefes alamıyorum
kendime sorduğum sorulara ne de güzel cevap veriyorum
vakit ki namazların en uzunudur
kılsam her şeyi mümkün
abdestim sorgulanır
ki ben yaraları aldım koynuma
iyileştirdim iyileştirdim verdim sizlere
sahi ne zaman bulurum geçmişe attığım rüzgarları
kimse bulamaz değil mi
ipi kopan uçurtmasını kovalayan çocuk
babasını özleyen yetim
eski havasını kaybeden cadde
bilmem kaç sevişmeye tanıklık etmiş boş üniversite bankları
kim budayacak ki şimdi ağaçları
her dalı dalımda büyük bir yük
hatırlıyorum geçmişi sırtımda taşıdım değirmene
öğüttüm zerresine kadar
yel değirmeniydi
beni buralara atan rüzgar çevirmişti kanatlarını
sanço panzalarını parçalamıştı değirmenlerin
alırım intikamımı değirmenlerden
ben bu aşkları değirmende eskitmedim
şiir şimdi yeniden para ediyor
enflasyona yenik düşmüş ama
şimdi bir ekmek bile almıyor bu şiirler
keşke zamanında geçmişe değil de geleceğe yatırsaydım hayallerimi
bizim bir arkadaş vardı öyle yaptı
şimdi geleceğinden kurtulamıyor
iki çocuk bir de ölmüş babası var geleceğinde
sahiden bazı ölümler kendi ölümüz bile olmasa
ölmüş sayılmaz mıyız
kim bizi anlar ki
tabutta üstümüze atılmış toprak
bilirim o toprakları
çocukların beni ipi kopan uçurtmayı ararken bulduğu topraklar orası
yeşil toprak sulu toprak karınca içmez kuş pislemez üzerine
terk edilmiş toprak
ne deseler boşmuş
sahi ne oldu bizim değirmenciye öğüttü mü anıları
önce kabuklarını alsaydı
belki küsemediğimiz birkaç dost kalmıştır içlerinde
vitamini kabuğunda ya öyle demişti bir ilkokul öğretmeni
öğretmenler hep der
koşma oğlum arkadaşına çarpacaksın
çarpacaksın
biz çarpıldık hocam senin haberin yok
nereden haberin olacak
bu ay da borcunu kapatamadım
dostun karısıyla tatile gitti sen yine bahane buldun
sahi öğretmenim biz çarpılırken neredeydin
ne
efendim
duyamadım
ne yönetmelik mi
etme hocam
yönetmelik dediğin laflık işte yağdanlık gibi çaydanlık gibi yönetmelik
aslında öğretmenim bunlar var ya tam yönetmemelik
tabi canım yöneteceksin de ne olacak
al işte o kadar yönettiler de ne oldu
bunlar tam yönetmemelik
dediklerimi unutma öğretmenim beni çağırıyorlar
ipi kopmuş bir uçurtma varmış
rüzgar alıp kaçırmış
onu arayacağız çocukluklarımla
belki yolda beni buluruz
mantar gibi
sarı yayla çiçeği gibi
sahipsiz ben vardır oralarda belki
unutma öğretmenim yönetmemelik tam yönetmemelik.