1 Ocak 2016 Cuma

Bir Gül ya da Mona Rosa


"Ellerin, ellerin ve parmakların 
Bir nar çiçeğini eziyor gibi. 
Ellerinden belli olur bir kadın, 
Denizin dibinde geziyor gibi. 
Ellerin, ellerin ve parmakların. "
                                      Sezai KARAKOÇ


           Soğuk bir koridorun döşeme taşlarına , yankılanan ayak seslerinin gözümdeki yansımasına , mevsim ki kıştır ama yine de bir güneş kırıntısının camlardan içeri girmeye çalışan zerresine; şiir bulaştırdım o gün. Hepsine değdi mısralar.

          O gün yine  en güzelini yaşamak için çabalayan onlarca hayatın içinden sadece herhangi birisiyim. Her gördüğüm kişinin yüzünde yorgunluk var. Ve yorgunluk konuştukça bulaşan bir meret. Konuşmadan da edemiyor insan. Yani bencileyin ben! Bulaşmadı bana. Yani ne zaman bulaşmaya çalışsa git dedim bulaşma bana. 

          Bir memurun sıradan bir günüydü yine. Ama bu defa sessizliğe mahkum edilmişti tüm memurlar. Zille başlamıştı konuşma yasağı ve zille sona erecekti. Aradan iki saat geçecekti. -Ne güzel bak kurallara uymak için talim yaptırıyordu bize devlet. -

             Durasım gelmiyor benim bu anlarda. Zamanların en haini diye etiketlediğimden beri şimdiki zamanı, sanki hep ondan intikam almaya çalışıyormuş gibi yaşıyorum hayatı. Ruhumda bir yerde onunla kavga ediyoruz. Ben yeneceğim diyorum seni. Attığım her kahkahanın ilk altı ay için yüzde yirmi beşini ; sonraki altı ay içinse yüzde otuzunu ona gönderiyorum. Ama bir yerlerde sessizce ve hiçsizce oturduğum zamanlarda ise "O" yeneceğim seni diyor ve saniyenin her tıklatışını ilk altı ay için tamamını ikinci altı ay içinse yine tamamını bana gönderiyor. Yenmeliyim diyorum onu. İki saat kaldıramam saniyelerin tıklamalarını... Üstelik tam karşımdaki duvarda saat asılı. 
Kim astı onu oraya ? Devlet? Millet? Sakarya? Sakarya çok mantıklı geldi.

            Karar verdim ne yapacağıma. Açtım Mona Rosa'yı ezberledim iki saatte. Bunu söyleyecektim. Kıvrandım onca kelime boyunca. İşte böyle çıktı bir kaç söyleyeceğim kelime. Affetsin beni bütün pinpon topları ve Muazzez Abla!

"Ulur aya karşı kirli çakallar"
-Çakalların pis kaderi kirlilik-
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa
-Dağ dağa kavuşmaz, tavşanlar bunu bilmiyor-
"Mona Rosa bugün ben de bir hal var"
-Mona Rosa ben de her gün bir hal var-
"Yağmur iğri iğri düşer toprağa"
-Rüzgar da kendine pay çıkarır-
"Ulur aya karşı kirli çakallar"
-Çakalların pis kaderi kirlilik-


                                                                                                                            01.01.2016







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder