Ve bir akşamüstü yağmur yağar yükseklere
Saçlar ıslak
Üst baş uzun kollu
İlle de tütün ister benden damlalar…
Şırıl şırıl seslere aldırmaz anılar
Gözün dalar
Çakıl taşları üzerinde seyreyleyen suya
Bir cümle düşer aklına
Bir cümle düşmüştü onun dilinden diye
İlle de açıklama ister benden lügatlar…
Duyulmaz bozkırda hasretin çığlıkları
Uzak çakal seslerine karışır
Dilinde tuturduğun tüttürdüğün türkü
Yağmura dönersin arada
İçerisi sıcak çağırır seni koynuna
İçerisi mutlu çağırır seni yarına
İlle de çentik ister benden takvimler…
Yüksekte çok yüksekte
Karanlığın içinden duyulur bir bebek özlemi
Aklın gider gece gündüz dinlediğin türkülere
Ah “bir bebek özleminde seni aramak var ya!”
İlle de mırıldanmamı ister benden nağmeler…
Gittiğim ve geldiğim yolların
Uzunluğu düşer aklıma
Ve birkaç saniyeliğine tanık olduğum
Hayatların yüzleri
Ben bir otobüs koltuğunda
Koca dünya taşırım camımda
Kimse bilmez
İlle de bilet ister benden sevdalar…
Yağmura aldanır geçmişim
Hakkı da vardır hani
İkisi de güzeldi
İkisi de düşündürücü
İkisi de hayat veren
Ve ikisi de akıp giden.
Ektiğim fidanları kimseler görmez
İlle de tohum ister benden topraklar…