"Kabul etmeli ki birbirinin hiçbir şeyi olmamak üzere yola çıkmış kişilerin birbirlerinin her şeyi olarak yolu sonlandırmaları cezbedici bir yolculuktur" (Rengin Soysal)
Sevmekle gitmek arasında bağ kurdum bu aralar. Gitmek zevk verirdi sürekli ardımda kahkahaları bırakarak kaçmak şimdiler de ise sevmek veriyor aynı tadı. Sürekli emanet gözlerle baktığım küçük sahil kasabasında yaşananlar yüreğimin kalelerini işgal ederken bütün ordularım cebre ve hileye gereksinim duymadan terk ettiler beni .
Ve başladı işte kalbimin sabit ve sadık yolculuğu...
Hiçbir yol bu kadar uzanmamıştı ömrümün serüveninde, hiçbir yol bu kadar güzel ulaşmamıştı vuslata. Firağa beslediğim acıları saldığım hayatın bana hediyesi sevmek oldu, bu kez çok sevmek oldu.
Sevmek; geçmişle barışmak gibiydi, bir sokağa yeniden adıyla hitap etmek, onu düşündüğünde yalnızca onu düşünmek üzere bir kez daha ama bu defa son kez çıkılan bir yolculuk.
Her şeyi bir kenara bırakıp yalnız onu düşünmeyi âdet edinmeliyim, elimden tebeşiri bırakmalıyım ansızın, yıllardır görmediğim bir arkadaşla konuşurken aniden bırakıp gitmeliyim onu, dakika 90 gole giden pozisyonda kapatmalıyım televizyonu, ne yapıyorsam işte o an da sırf seni daha yoğun sevmek adına bırakmalıyım , ne bileyim şeyyyy mesela; anlattığım her ne ise o an da kesmeliyim, kahvaltıda içtiğim çayı yarım bırakmalıyım ilk sigarayı ilk nefeste atmalıyım her sabah sana başlamalıyım ne bileyim aniden yanına gidip sevmeliyim seni ve olabildiğince usul usul okşamalıyım saçlarını.
Sevmek; geçmişle barışmak gibi, bir sokağa yeniden adıyla hitap etmek gibi, onu düşündüğüne yalnızca onu düşünmek üzere bir kez daha ama bu defa son kez çıkılan bir yolculuk gibi.
Sen Ey sevda şehrimin en büyük anıtı!
Her şeyim hazır,
Biletim nazır,
Cebimde karnımı doyuracak bir maaş,
Seni sevecek kadar umut
Ve seni sevecek kadar heyecan doldurdum çantama.
İnsan düşününce hayret etmeden duramıyor
"Biz Kalkan'da bulup birbirimizi kocaman güzel bir İzmir bıraktık ardımızda."
Krizantem
krizantem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
krizantem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Ekim 2011 Perşembe
7 Eylül 2011 Çarşamba
Nefes Almak Üzerine
Sen ne güzel bir şeysin ki nice şair ve yazar seni anlatmak üzere çırpındı, ne güzel bir şeysin ki insanlar sen daha güzel ol diye çırpındı ve çırpınıyorlar ve çırpınacaklar. Herkese farklı görünürsün sen , herkesin farklılığısın, farklılıklarına (biraz da mecburiyetten) saygı duyduğusun.
Gözlerin açıldığı yer senin için pek önemlidir, ziyadesiyle iklimden etkilenirsin ve insanın şakağına kar düşürecek kadar da etkili olursun insanın ikliminde . Varlığın başladığı sensin ara sıra öldüğümüz de sensin(uyku). Bize seni lütfeden insanlara gönül bağlılığımız, saygı duymuşluğumuz hep bundandır. Sen bir nehrin akışısın , bir nehire bakıp mektup bekleyen nostaljik bir sevgilisin ya da yüksek dağ çayırlarında kopardığı bir demet papatyayı hiç olmadık bir yere göndermek üzere tatlı suya atan köylü delikanlının bir haykırışı. Bir dolunay akşamında üç beş dost sohbeti kıvamında bir sahil kasabasının en güzelisin sadece ilk ve sadece son baharlarda. (Öyle deme son bile olsa bahar bahardır, ölüme gitse de bütün doğa sonuçta bir kıpırdanış vardır)
Sen bizim oruçlu ağzımızla çorbaya daldırdığımız ilk kaşık kadar hep temiz, özlemi hak eden ve aceleci bırakmak istediğimiz tarafımızsın.
Bazen bir çocuğun evde gördüğü ilk ceset kadar soğuk bazen bir dedenin evde gördüğü ilk torun kadar sıcaksın. Dün'lüğün bugüne, bugünün yarına durmadan sallanan sarkacısın.
Yani sadece aşk değildir kaygımız. Fiyakalı şekil de yaşamasını da biliriz seni, ey bu satırların muhatabı HAYAT!
(07.09.11 ) krizantem
6 Eylül 2011 Salı
Olur Olmaz Aşk
Gel bir akşamüstü benimle ol
Belki bir şeyler olur
Ne bileyim hava güzel olur
Bir çocuğun bisiklet hayali gerçek olur
Kırmızı rugan ayakkabılarımız olur.
Bütün kelimelerimiz maziye çalar
Aklımızda Ahmet Arif olur
“maviye, maviye çalar” gecelerimiz.
Gel bir akşamüstü benimle ol
Belki bir şeyler olur
Konuşacak şeylerimiz olur
Susacak sorunlarımız,
Dertlerimiz, tasalarımız, gamzede’liğimiz.
Ne olursa olur, hepsi bizim olur.
Birlikte bir sigara içecek vaktimiz olur
Şiirimiz olur
Bu ne hikmettir dediğimiz Nazım’ımız.
Yollara çıkarız
Hem basit hem zorunlu şeyleri yaparız
Ne bileyim nefes alırız, birlikte su içeriz
Bir gurur meselemiz olur
Oturup ağlayacağımız sandalyelerimiz.
Hepsi bizim olur
Ne gerekliyse yaşam müdavimliğimize
Hepsi bizim.
Gel bir akşamüstü benimle ol
Belki bir şeyler olur
Gece olur; kafam ve sen bir dünya olursunuz
Ben de bir ay, karanlık gecede
Tutulurum sana 23 senede bir kere
Nisan, mayıs olur sayılarımız artar.
Olur, olur sen hele gel bir akşamüstü
Bütün bahanelerimiz yalan olur
Üstümüz başımız aşk olur
Akşam üstümüz açık olur
Susar kalırız öpmelerimiz şahit olur
Kazanırız davamızı
“Aşk” müebbet hapsimiz olur…
YAĞMURUN GEÇMİŞE AKIŞI
Ve bir akşamüstü yağmur yağar yükseklere
Saçlar ıslak
Üst baş uzun kollu
İlle de tütün ister benden damlalar…
Şırıl şırıl seslere aldırmaz anılar
Gözün dalar
Çakıl taşları üzerinde seyreyleyen suya
Bir cümle düşer aklına
Bir cümle düşmüştü onun dilinden diye
İlle de açıklama ister benden lügatlar…
Duyulmaz bozkırda hasretin çığlıkları
Uzak çakal seslerine karışır
Dilinde tuturduğun tüttürdüğün türkü
Yağmura dönersin arada
İçerisi sıcak çağırır seni koynuna
İçerisi mutlu çağırır seni yarına
İlle de çentik ister benden takvimler…
Yüksekte çok yüksekte
Karanlığın içinden duyulur bir bebek özlemi
Aklın gider gece gündüz dinlediğin türkülere
Ah “bir bebek özleminde seni aramak var ya!”
İlle de mırıldanmamı ister benden nağmeler…
Gittiğim ve geldiğim yolların
Uzunluğu düşer aklıma
Ve birkaç saniyeliğine tanık olduğum
Hayatların yüzleri
Ben bir otobüs koltuğunda
Koca dünya taşırım camımda
Kimse bilmez
İlle de bilet ister benden sevdalar…
Yağmura aldanır geçmişim
Hakkı da vardır hani
İkisi de güzeldi
İkisi de düşündürücü
İkisi de hayat veren
Ve ikisi de akıp giden.
Ektiğim fidanları kimseler görmez
İlle de tohum ister benden topraklar…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)